Aynılarını yaşayan Balbay sordu: Atalay nerede

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay’ın ilgili yazısı şöyle;

TBMM’nin 28. dönemi dünkü yemin töreni ile resmen başladı. Ne olursa olsun, parlamentonun açık olması, demokrasi için mücadele başlangıcı demektir.

Mücadele kararlılığı varsa gerisi gelir. Önümüzdeki dönemde çok dile getireceğimiz konulara giriş cümlesini de aktarmış olduk.

600 milletvekilinden 121’inin kadın olmasının da altını çizelim. Bu ülkede herkesi yenseler kadınları yenemezler. Sayısal artışın devamında siyasal artışı da getirmesini dileyelim.

Dün öğle saatlerinde son anda bir değişiklik olmazsa 599 milletvekilinin Meclis’e gelmesi bekleniyordu. Öyle oldu. Biri hariç, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay.

Atalay’ın avukatı Deniz Özen, meslektaşlarıyla birlikte mazbatadan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdular. Başsavcılık başvuruyu dosyanın bulunduğu Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne iletecek. Bu daire karar verecek. Yarım saatlik işlem günlerdir bekliyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM) 2012 yılındaki değişikliklerden sonra ilk bizimle ilgili karar vermiş, 4 Aralık 2013’te, “Mustafa Ali Balbay’ın seçilme hakkı ihlal edilmiştir” diyerek tahliye demişti. Yerel mahkeme AYM’ye 5 gün direnmiş 9 Aralık’ta tahliye gelmişti. Daha sonra milletvekili seçilme durumu nedeniyle Yargıtay’dan da Enis Berberoğlu, Leyla Güven, Ahmet Şık’la ilgili özgürlük yönünde kararlar çıkmıştı. Böylece hem AYM’nin hem Yargıtay’ın bu yönde içtihatları oluştu.

Gelinen noktada AKP iktidarı dönemindeki uygulamalar Atalay’ın derhal tahliyesini gerektiriyor.

Yargıtay olağan akış içinde bir karar verip dünkü yemin töreninde Atalay’ın olmasını sağlayabilirdi.

Dünyada “tutuklu vekil” diye bir kavram yok. Rusya gibi kimi ülkeler tutukluluk halinde aday olmayı engelliyor. Görevdeyken suç işlenmişse infaz görev sonrasına erteleniyor. Türkiye gibi aday olmanın önünü açıp seçilince tahliye etmeme şeklinde bir uygulama yok.

Türk tipi demokrasi!

***

Gezi Direnişi’nin onuncu yıldönümündeyiz. Resmi kayıtlara göre Bayburt hariç Türkiye’nin bütün illerinde 5323 eylem gerçekleşti. Bu eylemlere 3 milyon 600 bin kişi katıldı. 7 kişi yaşamını yitirdi. 5 bini aşkın kişi gözaltına alındı.

Yüzlerce soruşturma, dava açıldı. İlk yıllarda bunların hemen hemen tümü beraat ya da takipsizlikle sonuçlandı. Daha sonra üretilen Gezi davasında Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater hüküm giydi. Halen tutuklular.

Gezi ne kadar Türkiye’nin toplumsal bilincinin yüksekliğini gösteriyorsa buna karşı iktidarın tutumu da bir o kadar ortaçağ zihniyetini yansıtıyor. Engizisyon da böyleydi:

Sanığın avukatıyla birlikte infazına!

NÂZIM HİKMET-ÂŞIK VEYSEL…

Bugün Nâzım Hikmet’in 60. ölüm yıldönümü…

Bu yıl Âşık Veysel’in de ölümünün 50. yılı. UNESCO 2023’ü “Âşık Veysel yılı” ilan etti.

Bugün saat 15.00’te her iki büyük sanatçıyı da Çankaya Abidin Daver sokaktaki Cumhuriyet Ankara Bürosu ve Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde sanatçı kardeşim Ali Yılmaz’la selamlayacağız. Nâzım Hikmet’i “Aşkın ve direnişin şairi”, Âşık Veysel’i “Gönül gözünde bin bir renk” başlığı ile yazmıştık.

Biz anlatacağız, Ali Yılmaz Nâzım şiirlerinden besteleri, Âşık Veysel türkülerini söyleyecek…

En büyük aydınlığımız sanat…

Bekleriz…

Odatv.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir